• Millî Kültür

  • Bir kelimenin kökü mühim değil, telâffuzu mühimdir. Sesi ve mîmârîsi millî olduktan sonra kelimeler nereden alınırsa alınsın mâdem ki lisâna girmiştir, şu halde Türkçe olmuştur. Sâmiha Ayverdi

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2018 - Custom text here

Kültür ve Medeniyet / Cemil Meriç

Cemil Meriç

Alman tarihçilerinin dilinde kültür lafı, daha önce mevcut olan medeniyete çok yakın bir mana kazanır. Bununla beraber bir takım ayrılıklar önerilir. Kültür, insanoğlunun fizik dünyaya, fizik çevreye söz geçirmek için sahip olduğu kollektif araçlar bütünüdür. Başka bir deyişle ilim, teknik ve uygulamalarıdır. Medeniyet ise insanın kendini inzibat altına alması, fikirce, ahlakça, ruhça yükselmesi için lüzumlu olan kollektif araçların tümü, güzel sanatlar, felsefe, din ve hukuk gibi...

Ama bunun aksini ileri sürenler de var. Onlara göre, medeniyet toplum yaşayışının maddi ve faydacı amaçlarına hizmet eder, akılcıdır: Emeğin, üretimin, teknolojinin ilerlemesi için gerekli bir akılcılık. Peki kültür, o da toplum yaşayışının daha hasbi, daha manevi yönlerini kucaklar, saf düşüncenin, hassasiyetin, idealizmin meyvesidir.

Bu tekliflerden hangisine katılacağız? İki taraf da hem sayıca birbirine eşit hem de birikim olarak. Amerikan sosyologları ise, belki de beğendikleri Alman sosyologlarına uyarak ikinci anlayışı benimsemiş.

Fakat antropolog ve sosyologların çoğu böyle bir anlayışı lüzumsuz ve karanlık bulmuş. Onlara göre ruhla madde, gönülle akıl, kavramlarla varlıklar arasında böyle bir ikilik kurulamaz. Sosyolog ve antropologların yüzde doksanı "medeniyet" kelimesini kullanmaz, "kültür" kelimesini tercih ederler. Kimine göre bu iki kavram eş anlamlıdır. Kimine göre farklı.

Devamını oku...

Kültür ve Medeniyet

Kültür ile medeniyet, aralarında karşılıklı ve sürekli ilişkiler bulunmakla bir­likte, aslında biribirinden farklı olan şeylerdir. Medeniyet, milletlere ait bazı kültür değerlerinin, birçok millet tarafından benimsenerek ortak duruma gelmiş bütünü­ne verilen addır. Başka bir anlatımla, milletler arası ortak değerler seviyesine yük­selen anlayış, davranış ve yaşama vasıtalarının tümüdür. Bu ortak, değerlerin kaynağı farklı kültürlerdir. Bu özelliği dolayısıyla kültür millî, medeniyet milletler arasıdır.

Söz gelişi Türkler, Araplar ve İranlılar birbirlerinden farklı kültürlere sa­hip oldukları, hattâ bunlarda, İslâm dininin uygulanışı bile önemli ayrılıklar gös­terdiği hâlde, genel dünya görüşleri, İslam hukuku, edebiyat ve, sanat anlayışla­rı bakımından millî değerlerin dışına taşarak onları biribirleri ile uyumlu kılan ve İslâm medeniyeti alanı içinde toplayan ortak özellikleri olmuştur. Aynı durum, İn­giliz, Fransız, Alman, İtalyan vb. milletleri, Hıristiyanlık temelindeki ortak mede­niyet kuşağına sokan Batı medeniyeti için de söz konusudur.

Batı medeniyeti de­nince, bu medeniyete mensup Hıristiyan toplumların manevî-sosyal değerleri ile müspet bilime dayalı teknik akla gelir. Bu toplumlar, müspet bilimlerde aynı an­layışa sahip oldukları, tekniği yaratıp geliştirmede biribirine çok yakın yollar izle­dikleri hâlde, konuştukları diller, âdetleri, gelenekleri, ahlâk anlayışları, edebiyat-lan ve folklorları aynı değildir. Hepsi de aynı dine bağlı olmalarına rağmen, din karşısındaki tutumları da biribirinden farklıdır. Aynı durum, Uzak – Doğu mede­niyeti kuşağına giren toplumlar ve milletler için de söz konusudur.

Bir başka yönü ile medeniyet aklın, bilimin ve tekniğin ürünüdür. Bilimsel araştırmalar sonuçlarını teknolojiye, teknoloji de medeniyete aktarır. Bu bakım­dan, medeniyet, insanlara daha rahat ve konforlu yaşama şartları hazırlama he­define yönelmiş teknik gelişmelerdir, yani teknolojidir. Bundan dolayı medeniye­tin milliyeti yoktur. Medeniyet, kültürün eseri ve sonucu olduğu için kültürde ön­celik, medeniyette sonralık vasfı ağır basar.

Devamını oku...

f t g m