• Millî Kültür

  • Bir kelimenin kökü mühim değil, telâffuzu mühimdir. Sesi ve mîmârîsi millî olduktan sonra kelimeler nereden alınırsa alınsın mâdem ki lisâna girmiştir, şu halde Türkçe olmuştur. Sâmiha Ayverdi

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2018 - Custom text here

İnsana Dair İnsana Değer Saygı ve Sevgi

İnsan haklarını koruyan kanunlar, İNSAN meselesini çözmek için yeterli değildir. kanunların temelinde yatan şey sevgi değil tehdittir..

Milli ve manevi şuura sahip kişiler yetiştirdiğin sürece bu gibi sorunlar kendiliğinden yok olur.

"Eski Türk, devirler ve asırlar değişse de, belki anasının kanı ile damarlarına geçmiş bâzı değişmez kaidelerin hudutlarını kırmayı düşünmezdi. İçtimaî bünyenin en küçük, fakat en sağlam hücresi olan aile içi hiyerarşi, bunlardan biri idi. Bir evlât, sakalına ak düşse dahi, baba ve anasının karşısındaki evlâtlık mesuliyet ve mükellefiyetinden bir şey kaybetmezdi.

işte bu oğul, bu babanın elini öpüp yola ve yolculuğa çıkarken, genç de olsa, gençliğini tüketmiş de bulunsa, hayır duâ edip arkasını sıvazlayan babası, çok defa ona: "Gittiğin yerlerde han yap oğlum, han yap!" diye Öğüt verirdi.

Eski Türk anlayışında "han yapmak" demek, insan aramak demekti.
İnsan, yâni insanlığa lâyık olmayan hırs ve zaaflardan arınmış kimse... Çünkü insanı bulan, her şeyi bulmuş demekti. Çünkü insan bulmak ve onun insanlık mirasına konmak, dünyâya geliş ve gidişin gayesine ermek demekti.
*
Türk milleti, insana değer verdiği müddetçe büyük millet şuurunu kaybetmedi."

Samiha Ayverdi

Osman Bin Talhâ

"Yaptığın işi en iyi şekilde yap ve hiç bir işi küçümseme" hadis-i şerifinde belirtildiği gibi, bir işin hakkının verilmesi ve layıkıyla yerine getirilmesi yalnızca işi yapan açısından değil, işin muhatapları ve o işten etkilenecekler bakımından da büyük bir önem arz eder. Bu bağlamda yaptığımız her işin ferdi bir boyutu olduğu gibi başkalarını da ilgilendiren kamusal bir boyuta da sahip olduğu asla unutulmamalıdır.

Kâbe'nin anahtar hikayesinde olduğu gibi,  dini ırkı ne olursa olsun işin erbabına, hakkı olana verilmesi bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olumlu sonuçlar doğuracağı için insana değer ve saygı ifadesinin en güzel örneğidir.

Kâbe'nin Anahtar Hikayesi

Peygamber Efendimiz Kâbe’nin anahtarlarının getirilmesini ister. Bu görevi bilindiği gibi Hz. Ali’ye verir.

Hz. Ali, Osman Bin Talhâ’yı bulur. Anahtarları ister. Osman Bin Talhâ anahtarları vermeyi kabul etmez. “Kâbe’nin anahtarlarının yıllardır kendi soylarında olduğunu ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmadığını” söyler. Hz. Ali ısrar eder. Osman Bin Talha vermemekte direnir. Hz. Ali, Osman Bin Talhâ’nın elini sıkar, canını yakarak anahtarları zorla elinden alır.

Devamını oku...

İnsan İsrafı Tehlikeli ve Zararlıdır

Fikir/düşünce insanının kolay yetişmediği ve çok kıt olduğu bir ülkede Alev Alatlı'yı hafife almak doğru değil. Bir yazarın, mütefekkirin bütün fikirlerine katılmayabiliriz, noksanları da olabilir yanlışları da. Bunlar o kişinin değerini azaltmaz. Ben de her konuda Alatlı ile aynı fikirde değilim, böyle olduğu için Alatlı'dan öğrendiklerim var, farklı bir gözle meselelere bakıyor olması sayesinde benim bakışımı da zenginleştiriyor. Alatlı iyi bir yazardır, bilgilidir, ufuk ve vizyon sahibidir. Kurduğu Kapadokya MYO başarılı bir hizmettir, Batı ve Doğu'nun klasik metinlerini neşretmeleri de öyle.

İnsanları bu kadar kolay eleştirmek/harcamak kime ne kazandırır bilmiyorum, insan israfı en tehlikeli/zararlı israftır.

Ömer Özercan

f t g m